Bizleri önemli kılan nedir? Kendi gözümüzde değil elbet, yaşamak zorunda olduğumuz toplumda bizi önemli, değerli, kabul görür kılan nedir? En genel tabirle niyet denebilir buna. Yani niyetlerimiz düşüncelerimizi, düşüncelerimiz tavırlarımızı, tavırlarımızsa insanların bize karşı tavırlarını belirler. Kabul görmek neden önemlidir? Neden kişi istemese de, çok da hevesli olmasa da bir şekilde itilir kabul görür olmaya?
Kesinlikle gözlemlemişsinizdir, patavatsız tabir edilen ve fakat aslında tek problemi insanların ne düşüneceğini önemsemeyen, başkası için kendini tartma ihtiyacı duymayan insanların yanında genelde hep onları bir şekilde seven, onları bir şekilde sahiplenmiş veya onlara zorunlu (kan bağı gibi) kişiler vardır, ve bu patavatsız tabir edilen kişiler hep bu yan kişiler tarafından savunulmak, düzeltilmek, kendi adlarına özür dilenmek zorundadırlar. Bunları onlar istemez yanlarındaki kişiden, yandaki kişi kendisi yapar bunu. "Öyle demek istemedi aslında, ... bıdı bıdı... falan filan, sen onun kusuruna... bıdı bıdı." cümlelerinin her biri %90 oranında yalandır. Aslında Bay/an patavatsız tam da söylediği şeyi söylemek istemiştir ve söylemiştir de. Düzeltme ve özellikle de düzeltilmeyi istemez ama düzeltilir. Bunlar, şanslı patavatsızlardır. Umurlarında olmasa da kabul görmek, birileri onları kabul ettirir insanlara, biryerlere götürür zorla. İnsanlarla tanıştırıp, onu boğarlar. Onun mutlu olup olmaması önemli değildir, önemli olan kabul görmesidir, o ulu "yanındaki insan" sayesinde "insan içine" çıkmasıdır. tuhaf olan, gerçekten bu patavatsızlar, bir süre sonra bu halleriyle kabul görmeye başlarlar. Yanlarındaki insan da artık savunma durumundan, kabullenmişliği pekiştirme aşamasına geçer."Hahha bilirsiniz o böyledir."ler başlar.
Fakat, sevgili patavatsızımız için problem burda başlar. Birinin bacaklarının çarpık olduğunu söylemekten çekinmeyecektir yine, yine aptal olduğunu düşündüğü birinin aptal olduğunu yüzüne söylemeye devam edecektir fakat, artık fikirleri fikir değil, 'Her zamanki huysuz işte, canım benim, ihihih' olacaktır. Dünyanın en 'gerçek' gerçeğini de söylese artık farketmeyecektir. Krynn'deki bir cüceden daha fazla umursanmayacaktır 'huysuzluğu'.
Her koşulda niyet sorgulayan insanlardanım ben. İnsanları yargılamak çok kolayken, en çok yapmadığımız şeyi, sorgulamayı yapmak taraftarıyım hep. Şimdi bu patavatsızın niyeti kötü değil, iyi de değil. Ne ezmeye çabalıyor karşısındakini, ne de gözüne girmek istiyor onu gereksizce överek. Sadece ve sadece düşündüğünü söylüyor, kime ne şekilde düşündüreceğini umursamadan. Karşısındaki kişi bunu hakaret olarak da algılayabilir, eleştiri olarak da. Hakaret olarak algılarsa, kötü niyetli olur sözü söyleyen, duyan için. Eleştiri olarak algılarsa da iyi niyetli olur.
Kasti olarak kötü niyet güden birine karşı iyi niyetli yaklaştıkça planlarını bozduğunuz hasebiyle onun kendi algısında kötü niyetli sayılmayacak mısınız? Ya da kasti olarak kötü niyet gütmenize rağmen yaptıklarınız hiç beklemediğiniz şekilde ilerleyip yarar sağlarsa birilerine, 'ne kadar da iyiniyetli' olmayacak mısınız? Niyetimiz karşımızdakinin çıkarlarına göre adlanıyorsa sadece, neden niyet güdüyoruz yok yere?